Oyunlar

Sizin için özel seçtiğimiz birbirinden eğlenceli oyunlar için tıklayın.

Fıkralar

Çok güleceğiniz komik fıkralar. Görüntülemek için tıklayın.

Sesli Hikayeler

Keloğlan ve Arkadaşları (YENİ)

Yoksul Keloğlan’ın bir ineği varmış. Besili mi besili. Ne kadar yaramaz kişi varsa köyde gözleri bu inekte. İkide bir keserlermiş Keloğlan’ın yolunu - Sende akıl mı var bire keleş oğlan, Ne besleyip duruyorsun bu buzağı vermezi? Kes de şölen çek etiyle bize, hem atana rahmet okur, hem de çıkarıp üç beş kuruş veririz sana. Sen de bu parayla gider doğurgan bir inek alırsın kendine. Ağzından girmişler, burnundan çıkmışlar Sonunda “eh” dedirtmişler Keloğlan’a. Kesilmiş, şişe geçirilmiş besili inek. Nar gibi kızartılmış harlı ateşte sonra üşüşmüşler başına. Bütün köylü cümbür cemaat. Silip süpürmüşler şapır şupur. Geriye yalnız kemikler kalmış. Onlar da köpeklere şölen. Ama siz şu olanlara bakın, Ağzını silen savuşmaz mı sofra başından. Davranıp da beş para vermemiş kimse. Sesini çıkaramamış Keloğlan, Boynunu bükmüş. Düşürülmüşsün bir kere tuzağa, ne söylersen gülerler adama. Bir gün pazara gidiyormuş Keloğlan, satacak nesi var mış ki yoksulun. Aklına ineğin derisi gelmiş. O soyka damda, güneş altında Tamtakır kurumuş davul gibi öter. Sarmış sırtına ne yapsın, düşmüş yola. Issız bir dağdan geçerken Yere düşürmüş sırtındaki yükü. Dik bayırdan aşağı tenger menger Alay davulu gibi gümbürdeyerek Derenin dibini boylayıvermiş. Meğer o kuytuda haydutlar Çaldıkları altınları bölüşüyorlarmış. Basıldık korkusuyla çil gibi dağılmışlar. Savuşup gitmiş her biri bir bucağa. Keloğlan, “malım mülküm, sığır günüm” Diye tutuşa tutuşa Dereye indiğinde bir de ne görsün...
Çil çil altınlar kendisini beklemekte. Doldurmuş heybesine, Hemen dönmüş köyüne. Köylülerin gözü üstünde, “Neden çabuk döndü pazardan acaba?” Keloğlan komşularını fazla bekletmemiş!
Ne duruyorsunuz bire avanaklar” demiş Sığır derisi bir pahalanmış pazarda, Bir pahalanmış ki yanına varılmıyor. Hintli, Çinli tüccarlarla dolu ortalık, Beşi onu birden atılıyor gönün üstüne, Kapanın elinde kalıyor. İnanmaz inanmaz bakınca köylüler, Çıkarıp çilleri göstermiş Keloğlan:
Siz inanmayın hele, iyi ki ineğimi kestirdiniz, Bunları nasıl kazanacaktım yoksa? Sıvışan sıvışana Keloğlan’ın yanından, Yavaşça çaktırmadan birbirlerine güya. Oynamaya başlamış satırlar,
Köyde dana, mana, inek, minek ne varsa Kesilip yüzülmüş hepten.
Sonra tutulmuş pazarın yolu,
Orada elleri böğründe kalmış zavallıların Ne satarsınız diye soran bile olmamış.
Oyun edenler oynatılır çoğu zaman Oyunbazlar bunu çıkarmasın akıllarından

Geri